Yine yanlış anlamadıysam, burjuva toplumunda mülkiyet, ahlak ve suç kavramları üzerine benzersiz bir eser olan, dünyanın dört bir yanında binlerce kez sahnelenmiş Üç Kuruşluk Operanın meşhur cümlesini, anahtar olarak kullanma arzusu onları yola düşürmüş: Denn wovon lebt der Mensch? - İnsan neyle yaşar? (Bence tam doğru tercüme değil... İnsanlığı ne ayakta tutar daha iyi bir tercüme olurdu.) Adaletsiz gelir dağılımı, siyasi manipülasyonlar, her tür ayrımcılık, bizatihi iktidar ve kapitalizm üzerine düşünmek için Brechti, kızıl bir hat olarak kullanmak istemişler. Ekonomik kriz sonrası kapitalizmin akıbeti farklı meşreplerden ele alınırken, solu, sosyalizmi, Brechtin kızıl hattını anmak için bundan daha iyi bir zamanlama olabilir mi? diye düşünmüşler. Hepimizin dikkatini çekmek için de, İstanbulun sokaklarını yine Brechtten alıntı; Önce ekmek gelir, ardından ahlak, Banka kurmanın yanında, banka soymak nedir ki? posterleri ile donattılar.
Buraya kadar fevkalade ama o ne? Türkiyede 12 Eylül 1980den beri göremediğimiz radikallikteki posterlerin altlarında koca bir koç başı var? 11. Uluslararası İstanbul Bienali, İstanbul Kültür Sanat Vakfı tarafından Koç Holding sponsorluğunda düzenleniyor. Bienal, bir AKP rant kapısı olan İstanbul 2010nun logosunu taşıyor, bienale AKP Bakanlarının biri gidiyor, ötekisi geliyor. Son sel felaketinde yaşama ne kadar önem verdiklerini hep beraber gözlemlediğimiz AKP Belediyeleri, Bienal reklamlarından paylarını alabilmek için logolarını posterlere eklemişler, Belediye Başkanları her açılışta resimler çektiriyorlar.
Türkiyenin bankacılık sektöründeki en büyük paylardan birine sahip Koç Holding, nasıl Banka kurmanın yanında, banka soymak nedir ki? posterlerinin altına logosunu koyar? Ülke, dünyanın en yüksek işsizlik oranlarından biriyle boğuşurken, memleketin en büyük kapital sahibi olduğu için en çok istihdamı sağlaması gereken bir holding, nasıl Önce ekmek gelir, ardından ahlak posterlerinde boy gösterir? Rüşvet ve adam kayırmanın doruk noktalara çıktığı belediyeler, insan veya hayvan hayatına üç kuruşluk opera kadar değer vermeyen belediyeler, AKP Bakanları hiç yüzleri kızarmadan nasıl bütün bu dalga geçmeye alkış tutarlar?
Galata Kulesinin üzerine bir koç çıkmış, gücünden, iktidarından emin, AKP politikacılarının şakşakları arasında adına Bienal koyduğu şenlik dolayısıyla hepimizin üzerine işeyip bizlerle dalga geçmiyorsa, ben bu işi anlamıyorum.
Biliyorum, görüyorum bu ülkede sol yerlerde sürünüyor, fakir fukara tamamen sindirilmiş, sadakaya mahkûm milyonlarca insan sesini çıkaramıyor. Ama insan gururunu bu kadar zorlamayın beyler. Dünyanın herhangi bir yerinde böyle bir aşağılama karşısında en azından Koç Bankaları, mamulleri boykot edilir, AKP de ilk fırsatta sandıkta gerekli tepkiyi görürdü.
Milyonlarca lira harcayarak 11. Bienali İstanbula getiren insanlar, ancak yüzde 3 lokal sanatçılardan oluşan bir programla karşımıza çıkacaklarına, Dilruba Saatçinin, Gül, Gülden, Seyhan, Didem ve Belgin Çelikin katkılarıyla geçtiğimiz Eylülde kaçak kuçak sahneleyebildiği Üç Kuruşluk Operaya destek verip önümüze getirselerdi, Brecht mezarında dönmezdi. Çünkü o muhteşem bir gösteri olup Brechtin ruhuna çok uygundu. Biz buralarda yaşıyoruz. Brechtten de biraz haberimiz var.
Kürşad Kahramanoğlu
BirGün
09/16/2009









--
"to get squares, you gotta give squares" (Robert Fischer)
blog | T Y P | Tom-R
--
Member of =The-Yard-Collective
--
el sol se está levantando en mí
--
Ezgi Aksoy
--
gönlün ne yöne akarsa..
--
sabahları şarkı söyleyebilirim.
--
gönlün ne yöne akarsa..
lensine eline parmaklarına gözüne sağlık demek istiyorum
en baştada EMEĞİNE
--
Facebook : [link]
Myspace : [link]
Blog : [link]
Flickr : [link]
Deviantart : [link]
--
gönlün ne yöne akarsa..
Previous Page12345...Next Page